kendimle paylaşamıyorum.ondandır belki bu trafik?

kreativ mim ödüllü birincilik şeysi.
ne kadar "kreativ" olduğumu bizzat yaşadığı içindir ki gia bana layık görmüş bu ödülü. bir de feti tarafından dolaylı olarak ödüllendirildim.

kreativ ispat = öldüm. ödüllen dirildim.

evet bu çok gülücüklü teşekkür faslına başlamadan, çok değil beş dakika öncesinde yaşanan şu diyalogdan ötürü kendimi sorumlu hissettim biraz.
meln:
-ya ceren ben senin mimini yapmasam olur mu
ceren:
-yapma melike. tamam yapma.
-yapmıyosun zaten hiç
meln.:
-bak ya
ceren:
-elin adamı yapıyo sen yapmıyosun.


elin adamı olmadığımı üstelik kreativ olduğumu kanıtlamak istedim. elin adamı demişken, gianın mimlerini yapan elin adamlarına selam yolluyorum. ahahahahah.

sonra gia nın adresi yuruyenmerdiven.blogspot.com, fetininki ise fetierenolmedi.blogspot.com. girin bakın.

ödülün logosu çokafedersiniz bokum gibi olduğu için yayınlamıyorum. hiç kreativ de deyil ayrıca.

yaratıcı olduklarını bildiğim ya da olduklarına inandığım insanlarsa:

- feelthenothing.
- buraya ciddi bi isim bulmak lazım gelir.
- sami hazinses.
- blues for allah.
- the leper messiah.
- caplin.
- conrad. 'dır.

tek tek haber etmesem de olur bence. hepsine burdan kuş uçurdum ki ben. kanadında boncuk.

hakkımda yedi ilginç şey, ilginç deyil de yedi şey:

- feti gibi ben de sekmeli explorer kullanıyorum ve mutlaka ilk sekmem boş gogılaramamotoru oluyor.ne tesadüf.
- saçlarımı hiç taramıyorum.
- gia'dan beş şey geliyor:
*uyuz
*sevimli
*keş
*garip
*kendihalinde

-kimisine katılıyorum, kimisine katılmıyorum.
-bazen çok güzel espriler yapıyorum.
-bazen sadece kendim gülüyorum.
-bazen pazen diyince aklıma gia geliyo.

ruhuna sağlık ruhsarcığım.


a camel woke up.

oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya.

*

şimdi de börülce turşusu yapıyorum mis gibi.

tam bir ev kadını olmuş gibiyim. kahvaltılar olsun, akşam yemekleri olsun benden sorulur oldu. naber?
çeşitli uyduruk soslu salatalar, patlıcanlı adını henüz koyamadığım 'yemek'ler, pudikli kekler, of ki of.
turşuya eğer sirke deyil de limon tuzu koyarsam güzel olmaz, o yüzden sirke koyuyorum. ayrıca sütlü sefa mercimek çorbasını yaparken de çok eğleniyorum.
incir tatlısı ve reçeli de çok iştah açıcıdır ayrıca. bunun gibi bilimum reçel tarifleri de öğreneceğim.

yemek tarifleri kitapları biriktireceğim yakında; çok mesudum.
kalıcağım yerde buzdolabı da olacağı için stok yapacağım, sezeni doyuracağım bütün yıl.

hem staj gibi oluyor bunlar.müşterilerimin midelerini bayram ettireceğim çünkü.ivit.



şöyle de bi yerim olur. adını da cafe de melikşah koyarım. ne ala.
el emeği göz nuru zencifre tipli dükkanım da olur. o da olur.

*

dananın kuyruğu koptu.

hayır, kopmadı. kestim. bizzat kendi ellerimle çat diye kestim; onca yılın hatırası varmış da, kıyamazmışım da, sadece kuyruk deyil aynı zamanda dert ortağımmış da, yavrum gibi çocuğum gibi bakmışmışım da, bilmem ne. hepsini hiçe sayarak kestim. evet, boş bulunduğum bi ana denk geldi ama güzel bi amaca hizmet edecek olması gönlümdeki şu acıyı bi nebze azaltıyor.


dana dediğim de ben.

burdan bakınca tambirçük kadar görülüyo. ama deyil. sırtım kadar. ha sırtım çük kadarsa o ayrı.

loveyoutender.
loveyousweet.

i need a hero.

-yalansa yalan de.
-yalansa yalan.

işte bu yüzden. sırf bu yüzden.

evraklar hazırlıyorum. musikiye bayılıyorum.
12 ağustos sabahından beri biraz şaşkın biraz tedirgin biraz da mutlu yaşıyorum. iy ki diyorum amerika rüyasıyla biricik sevdamdan vazgeçmemişim. bir zaman boyunca, hep o ekranı gördüğüm andaki sevinci hissetmeye çalışarak cesur olmaya ikna etmiştim kendimi. ve o ekranı gördüğüm andaki o his anlatılabilinemezmiş. hiç ummamak ama umut fakirin ekmeği misali kimseye belli etmeden beklemek. evet, aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda.

bir de dün akşam geç kalma korkusuyla nasıl hazırlandım bilemiyorum. kavun olayı diye de bir şey var ki zaten çok hassasım şu aralar, nedir yani ona da mı ağlayayım.abah abah.

dün akşam da çok güzeldi. canseli gördüm bi kere. yıvrım nası da özlem dolmuşuz. gözümüzü kararttık, deryanın karşısında vira vira söylemek için tüm engelleri kaldırıp protokole yerleştik. -alışmıştık çünkü biz komite üyesi olduğumuz için ayrıcalıklı olmaya.- o kadar güzeldi ki, bi kere daha aşkla doldum yeni türküye. deryadaki o enerji nedir çözebilmiş değilim baboli. yani o yaştaki adam iki saat boyunca durmadan.. ben bile yoruldum oturduğum yerde. kollarım ağrıdı hep. o kullandığın neyse ben de ondan istiyorum azizim. ivit.

en duygu dolu anları destinada yaşadım. çok sevmeme rağmen daha önce hiç bu denli içime işlememişti bu şarkı. yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için, bunu bana hissettirdiğin yaşattığın için..

onun dışında burdan serdar barçına seslenmek istiyorum. bu seyirci, o performansı kaldıramazdı yarim. karanfiller neydi öyle? gözlerimden yaş geldi ve ben o an neden dünyaya saksafon olarak gelmedim diye kaderime isyan ettim. yaptım bunu. içimdeki asi muhalif kızı durduramadım. pişman deyilim. sevgiler.

geçen seneki konserdeki kadar coşkulu(!) seyirci yoktu, belki de geçen seneki biraz da benim kendi coşkumdu, çok güzeldi, çok çok güzeldi benim için. biraz da kendi emeğimizdi komitecek, o yüzden de çok sevmiş olabilirim. her halükarda çok muhteşemdi. its amazing, so amazing, yeah.
'hiç bitmesin'di bu seferki de ama. çok ihtiyacım vardı çünkü. ve ne zamandır yeni türkü dinlemediğimin de farkına varmış oldum. ne kadar özlemişik.

şunu da söylemek istiyorum ki; gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden ağlamak istiyorum, tam anlamıyla bu. evet. yani en güzel böyle ifade edilirdi. her seferinde içimde hissediyorum şu sözleri ve ağlamak istiyorum, kendimden taşıyorum. hem aşkla dolmak ne güzeldir di mi bir şeye karşı.

son olarak,

geçse de yolumuz bozkırlardan, Denizlere çıkar sokaklar.

i need a hero.

-neden bana bakıyosun?
-çünkü bakıyorum.

im going home,okey.

neden sonra bu fotoğrafı keşfettim. insanların adlarını vermek istemiyorum. insana da çok benzemiyorlardır zaten.

yüce duvar.

screw you.

*ashes to ashes. dust to dust.

swimming in a fish bowl.

gün son ışıklarını almaya başlar, hala orada, karanlıkta oturmaktadır ve hala daha gözlerinin açık olup olmadığını anlamamaktadır. elleriyle gökyüzüne bakar odasından.

müzik bitti, ışıkları kapatın.



thesameoldfears.

ne zaman öldüm.ben çok iyi adamdım yav.

pek sevgili empüçün bana is this love dan sonra love is war ve hemen ardından love is not the enemy dinletmesi nasıl açıklanır. bilemiyorum. biri bişeyler mi anlatmaya çalışıyo anlamadım. ama bi kiremit var.





çogzelsin yarim.
(fonda n iyisi şamda kayısı.hadsafhada.)

konfeti.

.çokgzelbiblog.
.canımfeti.
.konfeti.

moon the loon.



bu akşam saat 21:55 itibariyle world de keith moon belgeseli vardır. izleyelim. izletelim.


world, d smart 17. kanal. reklamımı da yaparım.

having on a daydream.


seni -bunu- çok istiyorum.
görene, bulana, alana bi sıkımlık düşmacunu.






yanılabiliriz.her şey olur.
en nihayetinde europesever bir insanım.

love me or leave me to die.



bir haftayı evinden uzakta geçirmişti.önündeki hafta içi de evinde olmayacaktı.
mis gibi evinde geçireceği bu akşamı kendine ayırıp, televizyonun hatırlatmasına aldığı bazı çok mütiş programları izleyecekti.ardından belki bir film de gelebilirdi.
fakat trikotajla hiçbir ilgisi olmadığı halde sürekli ağ ören kader yine ağlarını örmüştü. son dakika haberiyle kendine ulaşan bilgilere göre eve misafir geliyordu. misafir kavramını sevmezdi. ama misafirleri sevmek zorundaydı. birinci dereceden kan bağları vardı çünkü.
programlarını askıya alıp misafirlerle güzelce yemek yemek zorunda bırakılan küçük m.h., michael jacksonın da acısına dayanamayarak ecza dolabını yemek suretiyle intihar etti.


*

you really got me now.


23:24. masanın altına kedi geldi. ayağımı yaladı. altıma sıçtım. babam bana güldü.


23:27. kediyi sevmiyorum. ama gamsız olduğundan sevimlilik yaparak kalbimi çalmaya çalışıyo sıfatsız.


23:32. babam kediyi çok sevdi. maymun yaptı hayvanı. manevi evladı oldu sanırsam.




thats all folks.