evraklar hazırlıyorum. musikiye bayılıyorum.
12 ağustos sabahından beri biraz şaşkın biraz tedirgin biraz da mutlu yaşıyorum. iy ki diyorum amerika rüyasıyla biricik sevdamdan vazgeçmemişim. bir zaman boyunca, hep o ekranı gördüğüm andaki sevinci hissetmeye çalışarak cesur olmaya ikna etmiştim kendimi. ve o ekranı gördüğüm andaki o his anlatılabilinemezmiş. hiç ummamak ama umut fakirin ekmeği misali kimseye belli etmeden beklemek. evet, aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda.
bir de dün akşam geç kalma korkusuyla nasıl hazırlandım bilemiyorum. kavun olayı diye de bir şey var ki zaten çok hassasım şu aralar, nedir yani ona da mı ağlayayım.abah abah.
dün akşam da çok güzeldi. canseli gördüm bi kere. yıvrım nası da özlem dolmuşuz. gözümüzü kararttık, deryanın karşısında vira vira söylemek için tüm engelleri kaldırıp protokole yerleştik. -alışmıştık çünkü biz komite üyesi olduğumuz için ayrıcalıklı olmaya.- o kadar güzeldi ki, bi kere daha aşkla doldum yeni türküye. deryadaki o enerji nedir çözebilmiş değilim baboli. yani o yaştaki adam iki saat boyunca durmadan.. ben bile yoruldum oturduğum yerde. kollarım ağrıdı hep. o kullandığın neyse ben de ondan istiyorum azizim. ivit.
en duygu dolu anları destinada yaşadım. çok sevmeme rağmen daha önce hiç bu denli içime işlememişti bu şarkı. yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için, bunu bana hissettirdiğin yaşattığın için..
onun dışında burdan serdar barçına seslenmek istiyorum. bu seyirci, o performansı kaldıramazdı yarim. karanfiller neydi öyle? gözlerimden yaş geldi ve ben o an neden dünyaya saksafon olarak gelmedim diye kaderime isyan ettim. yaptım bunu. içimdeki asi muhalif kızı durduramadım. pişman deyilim. sevgiler.
geçen seneki konserdeki kadar coşkulu(!) seyirci yoktu, belki de geçen seneki biraz da benim kendi coşkumdu, çok güzeldi, çok çok güzeldi benim için. biraz da kendi emeğimizdi komitecek, o yüzden de çok sevmiş olabilirim. her halükarda çok muhteşemdi. its amazing, so amazing, yeah.
'hiç bitmesin'di bu seferki de ama. çok ihtiyacım vardı çünkü. ve ne zamandır yeni türkü dinlemediğimin de farkına varmış oldum. ne kadar özlemişik.
şunu da söylemek istiyorum ki; gözlerim doluyor aşkımın şiddetinden ağlamak istiyorum, tam anlamıyla bu. evet. yani en güzel böyle ifade edilirdi. her seferinde içimde hissediyorum şu sözleri ve ağlamak istiyorum, kendimden taşıyorum. hem aşkla dolmak ne güzeldir di mi bir şeye karşı.
son olarak,
geçse de yolumuz bozkırlardan, Denizlere çıkar sokaklar.
im going home,okey.
neden sonra bu fotoğrafı keşfettim. insanların adlarını vermek istemiyorum. insana da çok benzemiyorlardır zaten.
yüce duvar.
screw you.
*ashes to ashes. dust to dust.
swimming in a fish bowl.
gün son ışıklarını almaya başlar, hala orada, karanlıkta oturmaktadır ve hala daha gözlerinin açık olup olmadığını anlamamaktadır. elleriyle gökyüzüne bakar odasından.
müzik bitti, ışıkları kapatın.
thesameoldfears.
müzik bitti, ışıkları kapatın.
thesameoldfears.
ne zaman öldüm.ben çok iyi adamdım yav.
pek sevgili empüçün bana is this love dan sonra love is war ve hemen ardından love is not the enemy dinletmesi nasıl açıklanır. bilemiyorum. biri bişeyler mi anlatmaya çalışıyo anlamadım. ama bi kiremit var.
moon the loon.
bu akşam saat 21:55 itibariyle world de keith moon belgeseli vardır. izleyelim. izletelim.
world, d smart 17. kanal. reklamımı da yaparım.
world, d smart 17. kanal. reklamımı da yaparım.
love me or leave me to die.
bir haftayı evinden uzakta geçirmişti.önündeki hafta içi de evinde olmayacaktı.
mis gibi evinde geçireceği bu akşamı kendine ayırıp, televizyonun hatırlatmasına aldığı bazı çok mütiş programları izleyecekti.ardından belki bir film de gelebilirdi.
fakat trikotajla hiçbir ilgisi olmadığı halde sürekli ağ ören kader yine ağlarını örmüştü. son dakika haberiyle kendine ulaşan bilgilere göre eve misafir geliyordu. misafir kavramını sevmezdi. ama misafirleri sevmek zorundaydı. birinci dereceden kan bağları vardı çünkü.
programlarını askıya alıp misafirlerle güzelce yemek yemek zorunda bırakılan küçük m.h., michael jacksonın da acısına dayanamayarak ecza dolabını yemek suretiyle intihar etti.
*
you really got me now.

23:24. masanın altına kedi geldi. ayağımı yaladı. altıma sıçtım. babam bana güldü.
23:27. kediyi sevmiyorum. ama gamsız olduğundan sevimlilik yaparak kalbimi çalmaya çalışıyo sıfatsız.
23:32. babam kediyi çok sevdi. maymun yaptı hayvanı. manevi evladı oldu sanırsam.
thats all folks.
pretty young thing,repeat after me.

meraba.ölmedim ben.uyuşuyodum biraz.
şablon değiştirdim, beyenmedim, eskisini bulmak için çok uğraştım. neyse ki buldum. hiç değerini bilememişim canım şablonum.
onun dışında, michael jackson ölmedi bence. ölemez. ölümsüzler listesinde bir insandır kendisi. kraldır.
o deyil de valla çok pis derinden sarsıldım. canımsın maykıl. canım.
ayrıca,
sütlüce çok güzel bir yer ismi bence. demesi de çok güzel. sütlüce, hayatıma gir.
bi sürü şey yazıcaktım ama aklıma gelmiyo şu an. bol oksijenden olsa gerek.
baila baila.
gelsin integral, türev, logarit-mik. canımsın matematik.
güne boris vian'la başlamak.
dünyanın en mütüş adamına kucak dolusu sevgiler -sayın greco ve reggianiye de- , össyi kazanırsam sizin de bunda payınız olacaktır sevgili vian.
ve bugün,
bir gün gelecek bir gün kalacak sloganından bir yıl boyunca tırsıp, o bir gün gelince aslında korkulacak bir şey olmadığını görmek gözümden iki damla yaş akmasına neden oldu. ben mi çok gamsızdım, insanlar mı çok pimpirikliydi bilemiyorum. ama gün olmuş düğün olmuş da beni bahçelere salmışlar, kırlarda koşturmuşlar gibi bir hafiflik, bir gamsızlık var üstümde. hala edebiyat ve coğrafyayı bitirmedim. analitikten de eksiklerim var. bu akşam çalışçam hepsine. biter ki. yarın sabah ishal olmassam her şey yolunda gider bence. kesin. olursam da kısmet derim. dünya yansa hasırım yanmaz benim.
dışarıda da düğün alayı var. sırf benim için konvoylar geçiyor, bir şenlik ki o kadar olur.
şenlik demişken, uzaydan, üç boyutlu cisimlerden on beş tane soru gelse de, mahzun gönlüm şenlense. canımsınız küp, küre, silindir...
kıssadan hisse: üstüne oturamadığımız cisimlerin hacmini hesaplarken üçe bölüyoruz.
ve sen içteğet çemberin merkezi. noğolursun sınavda çıkma. seni senenin başından beri sevemediğim gibi, ısrarla ne olduğunu bilmek istemiyorum. melanousa sitivırta hiç girmiyorum.
ama matematik de olmasa halim nic'olurdu. bebeyim matiki.
unutmadan,
feelthenothingadam dünya üçüncüsü olduğundan, kendilerine milyon tane baloncuk uçuruyoruz. bizden bir sıkımlık düşmacunu kazandınız onuralp bey.
ve derin tecrübenizle verdiğiniz çok mütiş taktikleriniz beni benden aldı. kimseye söylemeyeyim de tek ben kazanayım. söylersem gölgelerin gücüne gider, di mi ama.
emmenez moi al beni demekmiş.bunu da öğrendiğim iyi oldu.
şimdi analitik tes çözcem.
bayla bayla.elçiki çiki.
<= =yarının anlam ve önemi.
dünyanın en mütüş adamına kucak dolusu sevgiler -sayın greco ve reggianiye de- , össyi kazanırsam sizin de bunda payınız olacaktır sevgili vian.
ve bugün,
bir gün gelecek bir gün kalacak sloganından bir yıl boyunca tırsıp, o bir gün gelince aslında korkulacak bir şey olmadığını görmek gözümden iki damla yaş akmasına neden oldu. ben mi çok gamsızdım, insanlar mı çok pimpirikliydi bilemiyorum. ama gün olmuş düğün olmuş da beni bahçelere salmışlar, kırlarda koşturmuşlar gibi bir hafiflik, bir gamsızlık var üstümde. hala edebiyat ve coğrafyayı bitirmedim. analitikten de eksiklerim var. bu akşam çalışçam hepsine. biter ki. yarın sabah ishal olmassam her şey yolunda gider bence. kesin. olursam da kısmet derim. dünya yansa hasırım yanmaz benim.
dışarıda da düğün alayı var. sırf benim için konvoylar geçiyor, bir şenlik ki o kadar olur.
şenlik demişken, uzaydan, üç boyutlu cisimlerden on beş tane soru gelse de, mahzun gönlüm şenlense. canımsınız küp, küre, silindir...
kıssadan hisse: üstüne oturamadığımız cisimlerin hacmini hesaplarken üçe bölüyoruz.
ve sen içteğet çemberin merkezi. noğolursun sınavda çıkma. seni senenin başından beri sevemediğim gibi, ısrarla ne olduğunu bilmek istemiyorum. melanousa sitivırta hiç girmiyorum.
ama matematik de olmasa halim nic'olurdu. bebeyim matiki.
unutmadan,
feelthenothingadam dünya üçüncüsü olduğundan, kendilerine milyon tane baloncuk uçuruyoruz. bizden bir sıkımlık düşmacunu kazandınız onuralp bey.
ve derin tecrübenizle verdiğiniz çok mütiş taktikleriniz beni benden aldı. kimseye söylemeyeyim de tek ben kazanayım. söylersem gölgelerin gücüne gider, di mi ama.
emmenez moi al beni demekmiş.bunu da öğrendiğim iyi oldu.
şimdi analitik tes çözcem.
bayla bayla.elçiki çiki.
<= =yarının anlam ve önemi.
*kaldı 19 harf.şu an 5. öpt. giam benim,bin kez sevdiğim...
zıpçıktı.
bu sabahların bir anlamı olmalı. ya da hepsinin amuğagoymaya geliyorum.
nedir bu çektiğim çile. yine öldü hayvanlarım.
kuyruğu turunculu beyaz balığımın kafasında kırmızılıklar oldu. sanırım beyinden kanama olmuş. özkütlesi suyunkinden küçük olduğundan, sanırım, sürekli su üstünde duruyodu. diğeriyse , kuyruğu siyahlı turunç balık, sürekli yatıyodu. anlamıyorum, hiç normal balık gibi deyiller. allah belanızı versin mi desem ne desem bilemedim şu an. çok sinirlendirdiler beni. yok bi daha balık. üç günde beş balık öldü, insan gibi, gözüm gibi bakıyodum halbüsi. kitapsız mısınız.
o deyil de, annem bana süprizli balo kıyafeti almış. hayret ki beyendim. ne giycem telaşım da olmadı çok şükürler olsun ki.
sevemezdim, yapamazdım, sıkılırdım çok.
canım annem.
bi de sinek gibi gözlük almış. çokoşuma gitti. sevmem normalde. fakat beyendim.
gerizekalı gibi bir boynum var. tutuldu.
tutuk tutuk geziyorum. össye kadar geçse bari.
bizi de alsaa bari.haydi güzelim şeker ezelim.
rüyamda da idiyotu gördüm. erik yiyoduk okul bahçesinde. skintoş.
son olarak ay lav dı imç.
------------------------------
nöt:yorum yapamıyorum da ben. sevgili demirbey, sağolun, canlar sağolsun.
nedir bu çektiğim çile. yine öldü hayvanlarım.
kuyruğu turunculu beyaz balığımın kafasında kırmızılıklar oldu. sanırım beyinden kanama olmuş. özkütlesi suyunkinden küçük olduğundan, sanırım, sürekli su üstünde duruyodu. diğeriyse , kuyruğu siyahlı turunç balık, sürekli yatıyodu. anlamıyorum, hiç normal balık gibi deyiller. allah belanızı versin mi desem ne desem bilemedim şu an. çok sinirlendirdiler beni. yok bi daha balık. üç günde beş balık öldü, insan gibi, gözüm gibi bakıyodum halbüsi. kitapsız mısınız.
o deyil de, annem bana süprizli balo kıyafeti almış. hayret ki beyendim. ne giycem telaşım da olmadı çok şükürler olsun ki.
sevemezdim, yapamazdım, sıkılırdım çok.
canım annem.
bi de sinek gibi gözlük almış. çokoşuma gitti. sevmem normalde. fakat beyendim.
gerizekalı gibi bir boynum var. tutuldu.
tutuk tutuk geziyorum. össye kadar geçse bari.
bizi de alsaa bari.haydi güzelim şeker ezelim.
rüyamda da idiyotu gördüm. erik yiyoduk okul bahçesinde. skintoş.
son olarak ay lav dı imç.
------------------------------
nöt:yorum yapamıyorum da ben. sevgili demirbey, sağolun, canlar sağolsun.
there's the world's most fearsome fighting team.
bu sabah bir balığım ve bir tavşanım öldü.
iki tane balığım daha önceden ölmüştü. biri de bu sabah öldü. geriye kaldı iki. ölü balığım "balık" hala fanusta duruyo. diğer iki balığım balık ve balık da onu canlandırmaya çalışıyo sanırsam. ama öldü-ler-.çok yemekten hep. doymuyosunuz sanıyodum lan valla. yüreğim dayanmıyodu itler.
dün geceyse tavşanla balkondaydık. bi huzursuzdu. ben, ben yattıktan sonra kesin yuvasından çıkıp camdan atlar diye düşünüp, gamsız gibi uyumaya gittim. sabah ölmüş. içtiği suyu dökmüş, ıpıslak olmuş. sabah ayazını da yediyse tutulup kalmıştır yavrum. ama dün de çok yorulmuştu, çok debelenmiştik bahçelerde. hali kalmamış, sessizce ölmüş. annem sabah yöneticiye vermiş; üşenmemiş, çarşıdan bi tane daha tavşan almış, üzülmeyeyim diye sırf. bu dördüncü tavşanım. önceki de balkonda boya kutusuna düşmüştü. ondan önceki de yine balkonda öldü. kıştı o zaman, kar yağmıştı üstüne. silivriydi her yer.
naletlik mi var balkonda anlamadım.
halbusi ne çok severim balkondur, terastır, verandadır, çardaktır.
çok üzüldüm bugün. nasıl üzülmeyeyim ki. dı vörldz mos fiyırsım faydin tiim olcaktık biz. ola-ma-dı-k.
yeni tavşan da uyuz gibi. çok şımarık. ama sevimli biraz. havuç yiyo şimdi. ismi yok. tavşan ismi.
bugün de böyle geçsin.
neyse. kendinize rybakın.
gideyim de yatayım.
tambirgamsızmışçasına.
iki tane balığım daha önceden ölmüştü. biri de bu sabah öldü. geriye kaldı iki. ölü balığım "balık" hala fanusta duruyo. diğer iki balığım balık ve balık da onu canlandırmaya çalışıyo sanırsam. ama öldü-ler-.çok yemekten hep. doymuyosunuz sanıyodum lan valla. yüreğim dayanmıyodu itler.
dün geceyse tavşanla balkondaydık. bi huzursuzdu. ben, ben yattıktan sonra kesin yuvasından çıkıp camdan atlar diye düşünüp, gamsız gibi uyumaya gittim. sabah ölmüş. içtiği suyu dökmüş, ıpıslak olmuş. sabah ayazını da yediyse tutulup kalmıştır yavrum. ama dün de çok yorulmuştu, çok debelenmiştik bahçelerde. hali kalmamış, sessizce ölmüş. annem sabah yöneticiye vermiş; üşenmemiş, çarşıdan bi tane daha tavşan almış, üzülmeyeyim diye sırf. bu dördüncü tavşanım. önceki de balkonda boya kutusuna düşmüştü. ondan önceki de yine balkonda öldü. kıştı o zaman, kar yağmıştı üstüne. silivriydi her yer.
naletlik mi var balkonda anlamadım.
halbusi ne çok severim balkondur, terastır, verandadır, çardaktır.
çok üzüldüm bugün. nasıl üzülmeyeyim ki. dı vörldz mos fiyırsım faydin tiim olcaktık biz. ola-ma-dı-k.
yeni tavşan da uyuz gibi. çok şımarık. ama sevimli biraz. havuç yiyo şimdi. ismi yok. tavşan ismi.
şimdilerde iki tane kaplumbağa almayı planlıyorum. hiroz in e helfşel.tördılpavr.
biri hasan, diğeri fibeke.
bugün de böyle geçsin.
şubeşgün jet hızıyla geçsin istiyorum.noğolursunuz.
neyse. kendinize rybakın.
gideyim de yatayım.
tambirgamsızmışçasına.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




